HUZURSUZ BAĞIRSAK SENDROMU

İRRİTABL BARSAK SENDROMU ( SPASTİK KOLON SENDROMU)
İBS barsakların en sık hastalığıdır.Kramp tarzında ağrı ,gaz ,şişkinlik ve dışkılama bozukluğu ile karekterizedir.İBS'li bazı hastalarda zor veya birkaç gün süren katı dışkılama ile karekterize kabızlık vardır.Bazılarında sıklıkla acil dışkılama ihtiyacıyla birlikte cıvık dışkılama ile karekterize ishali vardır.Bazı hastalarda ise hem kabızlık hem isal olur.İBS'li bazı hastalarda acil dışkılma ihtiyacı ile birlikte kramp tarzında ağrıları vardır,fakat rahat dışkılayamaz.Yıllardan beri İBS'ye pek çok isim verilmiştir."Kolitis","mukuslu kolit","spastik kolon","spastik barsak","fonksiyonel barsak hastalığı".Aslında bu terimlerin birçoğu yanliştır.Örneğin kolitis kalın barsağın enflemasyonu(iltihabı)demektir.İBS'de enflamasyon(iltihap)yoktur.Daha ciddi bir hastalık olan ülseratif kolit ile karıştırılmamalıdır.İBS'nin sebebi bilinmiyor.Bu yüzden henüz tamamen iyileştirici bir tedavisi yoktur.Doktorlar onu "fonksiyonel bir hastalık" olarak adlandırılırlar.Çünkü barsakların muayene ve tetkiklerde hastalık belirtisi yoktur.İBS çok büyük rahatsızlık hissi ve sıkıntıya neden olur.Fakat,İBS'nin brsaklara sürekli bir zararı yoktur.Barsak kanamalarına yol açmaz,kanser gibi ciddi bir hastalığa yol açmaz .İBS sıklıkla ılımlı bir şekilde hastaları canından bezdirir.Onlar sosyal olaylara girmeye ,iştenden ayrılmaya eğilimlidirler,kısa mesafelerde bile olsa seyahat etmekten korkarlar.Bununla birlikte İBS'li birçok hasta diyet ,stresin düzeltilmesi ve bazı ilaçlarla semptomları kontrol altına alınabilir. İBS'nin sebebi nedir?Kolon (Kalın Barsak) ince barsakları rektum ve anüse bağlar.Kolonun en büyük fonksiyonu , ince barsaklardan gelen sindirim materyelinden su ve tuzu absorbe ( emmek) etmektedir.Her gün ince barsaklardan kolona 2 lt kadar sıvı materyel girer.Sıvı ve tuzun büyük bir kısmı absore edilinceye kadar bu materyal birkaç gün kolonda kalır.Gaita , dışkılama oluncaya kadar kolonun sol tarafına doğru hareketleriyle sol kolona geçer ve orada depolanır.Kolon motilitesi(barsak kaslarının kasılması ve içeriğinin hareketi)sinirler,hormonlar,kolon kasındaki elektiriksel aktivite ile kontrol edilir.Elektirikli aktivite kalp fonksiyonlarını kontrol eden mekanizmaya benzer bir pacemaker(uyarı merkezleri)gibi rol oynar.Kolonun hareketleri hafifçe geriye ve ileriye ancak esas olarak rektuma doğru olmak üzere içeriği ileriye doğru sürer.Günde birkaç kere güçlü kas kontraksiyonları kolonu aşağıya hareket ettirir,fekal materyali dışa doğru iter.Bu güçlü kontraksiyonları bazıları dışkılama ile sonuçlanır.Doktorlar organik bir sebep bulamadıklarından dolayı İBS için genellikle psikolojik iç çatışma veya stres İBS semtomları arttırırken araştırmalar göstermiştir ki diğer faktörler de önemlidir.Araştırıcılar sadece küçük bir uyarı ile İBS'li kişilerin kolon kaslarında spazm başladığını buldular.Öyle görülüyorki İBS'li hastalar olması gerekenden daha hassas ve reaktif bir kolona sahiptirler .Bu yüzden bir çok kişi için can sıkıcı olmayan uyaranlara kuvvetle cevap verirler.Yemek yeme ve kolondaki gaz ve diğer materyelin meydana getirdiği gerilme gibi olağan olaylar İBS'li kişilerde aşırı bir reaksiyona sebep olabilirler .Bazı yiyecekler ve ilaçlar bazı kişilerde spazmı başlatabilir.Bazen spazm gaitanın pasajını geciktirerek kabızlığa yol açar .Çukulata ,süt ürünleri,fazla alkol alımı sıklıkla suçlu bulunmuştur.Kahve bir çok kişide cıvık gaitaya sebep olur .Fakat İBS'li hastaları daha çok etkiler .Araştırıcılar ayrıca İBS'li kadınlarda menstürial periyod esnasında semptomların daha arttığını bulmuşlardır.Bu da üreme hormonlarının İBS semptomlarını arttırabileceğini düşündürmüştür. İBS'nin belirtileri nelerdir?Eğer İBS hakkındaki bilgiler sizi ilgilendiriyorsa,normal barsak fonksiyonlarının kişiden kişiye değiştiğini kavramak ,anlamak önemlidir.Günde 3 kez dışkılama da,haftada 3 defa dışkılama da normaldir.Normal dışkı şekillidir fakat katı değildir.Kan içermez.Dışkılama sırasında kramp ve ağrı olmaz.Fakat İBS'li hastalar,kramp tarzında karın ağrısı,ağrılı kabızlık veya diyareden yakınırlar.Bazı kişilerde kabızlık ve diyare yer değiştirebilir.İBS'li bazı hastalarda müküs (sümüksü materyel) dışkılamaları tipiktir.Kanama,ateş,kilo kaybı,sürekli ağrı yakınmaları yoktur.Bunların bulunduğunda başka problemlerin olduğunu gösterir.Normal giden barsak fonksiyonunu İBS'li hastalarda bazı durumlarda değişir.Barsakta reaksiyon başlatan etkenler : Yiyecekler (her türlüsü ağrıyı başlatabilir)
Kahve ve kafein içeren maddeler
Enfeksiyonlar,
Bazı ilaçlar,
Hormonlar (adetlerle ilgisi)
Mevsim değişiklikleri
Her türlü Stress halleri
Psikolojik problemler
Diğer belirtiler ( Her hastada az yada çok bulunabilir): Ağrılı,hassas adeleler (özellikle sırt bölgesinde)(Fibromiyalji)
Halsizlik,yorgunluk
Uyku bozukluğu
Baş ağrıları
Eklem ağrıları
Baş dönmesi hissi
Güçsüzlük hissi
Konsantrasyon güçlüğü
Nefes alamıyormuş gibi olma (gerçek nefes darlığından farklıdır)
Göğüs ağrısı (kalp kökenli ağrılardan ayırdedilmelidir)
Karın ağrıları (atipik-şişkinliğin ve dışkılama değişikliği ile beraber)
Kasık ağrıları
Ağrılı adet görme
Cinsel istek azlığı
İdrar problemleri (idrar zorluğu,idrar yaparken yanma )
İBS Teşhisi Genellikle daha ciddi organik bir hastalık olmadığı ortaya konularak tanı konur.Belirtilerin dikkatli bir tanımlaması yapılarak ayrıntılı olarak hasta dinlenmelidir.Fizik muayene ve laboratuar tetkikleri yapılır.Gaitada gizli kan aranır,Kolon grafisi veya kolonoskopi gibi tanısal işlemler de yapılabilir.Bu şekilde organik bir hastalık varsa ortaya çıkartılır.İBS de diyetin önemi var mıdır?Bir çok hastada uygun bir diyet İBS belirtilerini azaltır.Yakınmalarının artmasına neden olan (kişinin kendine özel)yiyecekler daha az yenmelidir.Laktaz enzimi bulunan bakteriler içeren yoğurt iyi tolere edilir.Süt ürünlerinde laktoz bulunur.Laktaz yetmezliği bulunan hastalarda ishale sebep olabilir.Lifli yiyecekler bir çok vakada İBS yakınmalarını azaltabilir. Tahıl ekmeği ve tahıllar,fasulye,meyveler,sebzeler lifli yiyeceklerin önemli kaynağıdır.Bol kepekli,lifli diyet kolonu hafifçe şişkin tutar,bu şekilde spazm önlenmeğe çalışılır.Lifin bazı kısımları gaitanın içinde suyu tutar,gaitanın sertleşmesini önler,barsaktan geçişi kolaylaştırır.Yeterince lifli yiyecek yiyen İBS'li hastalar dışkılaması daha rahat ve ağrısız olur.Bol lifli yiyecekler gaz ve şişkinlik meydana getirebilir.Fakat birkaç hafta içinde vucut bu diyete alışır ve semptomlar sıklıkla kaybolur.İBS'li hastalarda fazla yemek yemek ,kramp tarzında ağrılara ve diyareye neden olabilir.Sık ve az miktadra yemek semptomları azaltabilir.Özellikle öğünler pasta,pirinç,tahıl ekmeği ve tahıllar sebze ve meyveler gibi az yağ içeren yüksek karbonhidratlı yiyecek içeriyorsa az miktarda alınması özellikle önerilmelidir. İBS'den oluşan belirtiler, ilaçlarla azaltılabilir mi?Bu hastalık ilaçlarla geçer mi?İlaçlarla bu hastalığın tamamen geçmesi mümkün değildir.İBS tedavisinde standart bir yol yoktur.Antispazmodikler ve tranklizanlar ( karın ağrısı ve yatıştırıcı ilaçlar) belirtileri azaltabilir.Hasta depresifse (ki hastaların çoğunluğunda görülür) antidepresan ilaçlar kullanılır.İBS'li hastaların ilaç tedavisi ile ilgili en önemli durumlardan biri;hastanın ilaç bağımlılığına yatkın oluşlarıdır.Hastalık yaşam boyunca kişiyi etkiler.Bu yüzden karın ağrılarını ve streslerini azaltıcı ilaçlar hastaların laksatiflere (kabızlık için kullanılan ishal yapıcı ilaçlar)ve/veya sinir yatıştırırcılara bağımlı hale gelmesine neden olabilir.İBS,daha ciddi ve tehlikeli hastalıklara yol açar mı?İBS herhangi bir ciddi,organik hastalığa yol açmaz,Kron hastalığı veya ülseratif kolit gibi iltihabi hastalıklar ile İBS arasında bir ilişki yoktur.Bazı hastalar daha şiddetli İBS formunda olabilir.Ağrı ve diyare korkusu ile kişiler kendilerini normal aktiviteden çekebilirler.Böyle vakalarda psikiatri konsültasyonu yapılmalıdır.


SİNDİRİM VE ZAMANI



Ağız ve Dişler

Sindirim ağızda çiğnemeyle başlar. Çiğneme; besinleri küçük parçalara ayırarak yutulmalarını kolaylaştırır, ağızda sindirim için gerekli tükürük salgılanmasını sağlar, besinlerin temas yüzeylerini artırarak tükürük ve mide suyu enzimlerinin daha etkili olmalarını sağlar. Nişastalı besinlerin sindirimi ağızda olur.

Mide

Ters çevrilmiş L şeklindedir. Ortalama kapasitesi 1 - 1,5 lt.'dir. Boşken duvarları birbiri ile birleşmiş haldedir. Dolma sırasında mide iç basıncı artmaz. Zira çeperler gerilir.

Mide, besinlerin, zaman içinde en iyi biçimde dağıtılmasında ve bunların en iyi biçimde mekanik ve kimyasal hazırlanmasında önemli rol oynar. Mide suyu; 3 ayrı fazla salgılanarak oluşur.

Sinirsel Faz: Besin mideye inmeden, görme, koklama ve lokmanın ağıza konması ile başlar ve 1,5 saat sürer.

Gastrik Faz: Genellikle proteinli maddelerin mideye inmesiyle başlar.

İntestinal Faz: Genellikle yağlar onikiparmak bağırsağına geçince oradan yapılan uyarılarla başlar.


Mide bir depo rolü oynar. Besinler mideye düşer ve tabakalar halinde dizilirler. Bu duruş sırasında besinler mide salgısının etkisiyle kimyasal değişikliğe uğrarlar ve kimus denilen sıvı haline gelirler. İyi çiğnenmiş ve küçük parçalara ayrılmış besinler midede daha kolay sıvı hale gelirler ve mide her 20 saniyede bir ritmik olarak bu sıvının 2 - 3 mlt.'sini mide kapısından onikiparmak bağırsağına boşaltır.

Mide kapısı, midenin ortalama her 5 kasılmasında bir kez açılır. Midenin boşalma zamanı ortalama 3 - 4 saattir. Koyu bir kıvam, mide boşalımını yavaşlatır. Soğuk bir yemek, sıcak bir yemeğe oranla daha fazla boşaltılır. Mide kapısından, şekerler en hızlı, yağlar ise en yavaş boşaltılırlar.

Midede karbonhidratlar daha kolay sıvı hale gelir ve proteinlerden daha çabuk boşaltılırlar. Proteinler, midede belli bir kademeye kadar parçalanırlar. Yağlar ise midede en uzun süre kalan besinlerdir. Besinlerin emilimi bağırsaklarda olur. Midede, çok az miktarda alkol ve bazı ilaçlar emilir.

İnce Bağırsaklar

2 kısımda incelenir:

Onikiparmak Bağırsağı: Mideden başlar. Ortalama 25 - 30 cm. boyda, 3 - 4 cm. çapındadır.

Boşbağırsak - Kıvrım Bağırsak: Onikiparmak bağırsağından itibaren başlar. Ortalama 6,5 m. boyunda ve 4 cm. çapında, gittikçe daralan bir boru sistemidir. Mükozasında geniş kıvrımlar vardır.

İnce bağırsağın sindirim ve emilim gibi 2 önemli görevi vardır:

Sindirim: Bağırsak sindiriminde en büyük rolü ince bağırsaklar oynar. Bağırsak sindiriminin %90'ı burada; safra, pankreas salgısı ve kendi salgısının etkileri ile; kendi yaptığı itici ve pandül hareketlerle gerçekleşir ve mideden gelen kimusun sindirim işlemi tamamlanır.

Bu hareketler; bağırsak içeriğinin salgılarla temasını kolaylaştıran karıştırma hareketleri ve bağırsak içeriğinin, kalın bağırsağa doğru ilerlemesini sağlayan sağınma hareketleridir. Kimus'un onikiparmak bağırsağını geçişi hızlıdır, ortalama 15 dakikada gerçekleşir. İnce bağırsakta bu ilerlemenin süresi 4 - 5 saattir.

Besinlerin en şiddetli karıştırıldığı ve emilimin en iyi olduğu yer kıvrım bağırsaktır. Burada sağınma hareketleri çok sık değildir. Bu, besinlerin bu kısımda uzun süre beklemesini sağlar.

Emilim: Besinlerin emilimi, hemen hemen yalnız bağırsaklarda ve öncelikle ince bağırsağın yukarı bölümünde gerçekleşir. Emilim miktarı, emilen ögeye göre değişir. Ancak mide; tam bir emilim için gerekli başlangıç olan iyi bir sindirim sağlayamıyorsa emilim düzensizlikleri olabilir.

Besinlerin mukoza ile temasını, karıştırma hareketleri çoğaltır. Emilim hızı, boşbağırsaktan kıvrım bağırsağa doğru giderek azalır.
Karbonhidratların emilimi çok önemlidir. Bu emilim özellikle onikiparmak bağırsağı ve boşbağırsak düzeyinde yapılır. Proteinlerin emilimi boşbağırsakta gerçekleşir. Bu emilim ancak; proteinler aminoasitlerce parçalanmışlarsa yapılabilir.

Lipitlerin emilimi onikiparmak bağırsağının sonu ile boşbağırsağın başlangıcında gerçekleşir. Su ve elektrolitlerin emilimi birbirine karşıt iki olayın sonucudur. Bağırsak boşluğundan kana doğru akış ve kandan bağırsağa doğru akış. Bu emilim bütün bağırsak boyunca gerçekleşir. Dışkının su miktarını sağ kalın bağırsak düzenler.

Ortalama olarak günde 500 gr. karbonhidrat, 100 gr.yağ, 50 - 100 gr. amino asit, 50 - 100 gr. çeşitli iyonlar ve 8 - 10 lt. su emilir. Yağda eriyen vitaminler lipitler gibi emilirler ve lenfyoluna geçerler. Suda eriyen vitaminler ise hızlı şekilde emilirler. Günde ortalama 600 - 900 ml. izotonik kimus, ince bağırsaktan kalın bağırsağa geçer.

Kalın Bağırsak

Sindirim kanalının ince bağırsak ile göden bağırsağı arasındaki bölümüdür. Kalın bağırsak, oldukça hacimli, birçok parçaya bölünmüş bir borudur.

Ortalama 130 - 160 cm. uzunluğunda ve 6 - 8 cm. çapındadır. Görevi; ince bağırsaklarda emilenemeyen maddelerden ibaret kimusu konsantre edip dışarıya atmaktır. Bu konsantrasyonda su ve elektrolit emilimi önemli rol oynar.

Kalın bağırsak mükozası, ince bağırsak mükozasından farklıdır. Epitelin yüzeyi düzdür. Kalın bağırsak hareketleri ince bağırsağa göre daha zayıf ve yavaştır. Karıştırıcı ve boşaltıcı hareketler vardır. Boşaltıcı hareketler günde ancak birkaç defa meydana gelir.

Kalın bağırsakta enzim oluşmaz, enzimden yoksun bir müküs salgısı vardır. Bu, hiçbir sindirim enziminin etkili olmadığı selülozu parçalar.

Kalın bağırsak, daha çok suyun geri emiliminde rol oynar. Bu emilim oldukça önemlidir. Günde 500-1500 mlt. arasında değişir. Kalın bağırsakta ayrıca; inorganik tuzlar, bir miktar glikoz, kısa zincirli yağ asitleri emilir.

Dışkının su miktarını kalın bağırsak düzenler. Dışkı; safra pigmentleri, sindirilmemiş besin parçaları, kalın bağırsak müküsü, ölü bağırsak hücresi artıklarından oluşur. Kalın bağırsaktan günlük atılan feçes miktarı 200 - 400 gr. dır. Bunun %70'i su, %30'u katı maddedir. Alınan besin maddelerinin kolondan atılma süreleri genellikle 10 - 90 saattir. Baryum için ise 24 - 48 saattir.

Göden Bağırsağı

Bağırsak sisteminin son parçasıdır. İki kısımdan oluşur:

Üst bölüm: Leğen parçası

Alt bölüm: Makat kanalı.

Leğen parçası ortalama; 5 cm. çapında ve 10-12 cm. uzunluktadır. Makat kanalı bir silindir biçimindedir, kısa ve dardır. 2 cm. genişlikte ve 2 cm. uzunluktadır. Göden bağırsağının toplam boyu 12 - 15 cm. dir.

Normalde göden bağırsağı boştur. Dışkılar, sol kalın bağırsakta birikir. Sol kalın bağırsak dolunca güçlü bir sağınma dalgası, dışkı kütlesini göden bağırsağına geçirir. Dışkılama sırasında, göden bağırsağı kasılarak dışkı kütlesini makata doğru iter.

Karaciğer

Yaşamın devamı için gerekli birçok fizyolojik olayın merkezidir. İç organlarımızın en büyüğüdür. Kırmızı-kahverengidir. Oldukça sert kıvamlıdır, kolay yırtılabilir. 1,5 kg. ağırlığındadır. Ayrıca 800-900 gr. kan depolar. Üzerinde safra kesesi bulunur.

Başlıca görevleri:

Bir iç salgı bezidir: Salgıladığı maddeyi kana verir.

Bir dış salgı bezidir. Hücreleri tarafından salgıladığı safrayı (yağların sindirimine yarar), safrakesesinde toplar ve oradan sindirim borusuna döker.

Karaciğer, gerçek bir kimya fabrikası'dır. Bütün metabolizmaların kumanda merkezidir. Karbonhidratlar, glikoz aracılığı ile insan bedenini oluşturan hücrelerin başlıca enerji kaynağıdır. Örneğin beyin hücreleri, yalnızca glikozla beslenebilirler. Hücrelere yeterli miktarda glikozu götüren kandır.

Karaciğer; kan glikoz düzeyinin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Kanın glikoz düzeyi sabit olmalıdır. Normalde 1 gr/lt. (%90-110 mg.)'dır. Kan şekeri düşerse kana glikoz verir. Oruç gibi hallerde dışarıdan olmadığı zaman karaciğer, şekeri; ya glikojen depolarından alacak ya da başka maddelerden şeker yapacaktır. Kan şekeri yükselirse bir bölümünü alır ve depo eder.

Diğer bir ifadeyle karaciğer, kandaki şekeri sabit tutar. Bu görevini ya bağırsaktan gelen şeker fazlasını glikojen halinde depo ederek ya da bu glikojeni glikoz haline getirip, gerektiğinde kana geri vererek yerine getirir. Sindirilmiş şekerlerin çoğunluğu ekmek, sebzeler, tatlılar ve diğer şekerlemelerdir.

Protein metabolizmasına bağlı olarak amonyak sorunu ortaya çıkar. Besinlerin sindirimi ve proteinlerin yıkımı, kanda amonyak belirmesine yolaçar. Bu madde, özellikle sinir hücreleri için bir çeşit zehirdir. Karaciğer, kanda dolaşan bu amonyağı yakalar, başka moleküllerle birleştirerek böbrekten atılan üre haline getirir.

Yağların sindirimine yarayan safra; tuzlardan oluşur. Safra, karaciğerin parçaladığı veya bileşik yaptığı maddeleri de kapsar. Böylece karaciğer, artık maddelerini safra ile sindirim sistemine vermiş olur.

Karaciğer, yağların ve proteinlerin metabolizmasında da önemli rol oynar. Protein sentezi yapılmadığında aminoasitler kullanılamaz ve kandaki, sidikteki miktarları artar. Kan hücreleri; karaciğerde tahrip edilir ve yenilenir.

Demiri tespit edip depo eder, yeni alyuvarlar yapımında kullanımını sağlar. K vitaminini etkisiyle, kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur. D vitamini, cinsellik hormonları, kortizon gibi bileşiklerin metabolizmaları da karaciğer tarafından yönetilir. Karaciğer yaraları her zaman vahim, ekseri öldürücüdür. Daima ameliyat gerektirir.

İltihaplı Hastalıklar: Bir mikroptan veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bunların genel belirtisi sarılıktır.

Müzmin İltihaplı Hastalıklar: Genellikle alkolden veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bazen kendiliğinden ortaya çıkan sirozlardır.

Urlu Hastalıklar: Doğrudan karaciğerde oluşan kanser.

Görev Yetmezliği: Karaciğerin bütün fonksiyonlarını veya bir kısım fonksiyonunu yerine getirememesidir.

Bazı yiyecekler, karaciğerin iyi çalışmasına yardım ederler:

Brokoli, lahana, karnabahar, kırmızı turp, sarmısakikuru taneliler, soğan, yumurta ve sülfürce zengin yiyecekler, bulgur, kuru taneliler, folik asitçe zengin koyu yeşil yapraklı sebzeler, B12 vitaminince zengin hayvan ürünleri, yağsız yiyecekler.

Böbrekler

Omurganın iki yanında fasulye biçimindedirler. Kırmızı renktedir. Böbrek, bir temizleyici süzgeç ve özellikle de seçici, düzenleyici bir organdır. Organizmanın dışarı atması veya saklaması gerekenleri seçer. Artıklar, zehirler ve fazla maddeler sidikle dışarı atılır.

Yararlı, gerekli ya da vazgeçilmez öğeler tutulup, yeniden organizma dolaşımına katılır. Böylece böbrek, günde yaklaşık 180 lt. su ve 600 gr. tuzu kandan ayırdıktan sonra yeniden geri emer.

Glikoz, normalde bütünüyle geri emilir. Sağlıklı kişide sidiğe glikoz geçmez. Sodyum klorür, kalsiyum ve fosfatlar %90 geri emilir.

Böbrek, diğer organlarla, özellikle akciğerle birlikte kanın asit-alkali dengesinin korunmasına katkıda bulunur. Kanın PH değeri 7,30 - 7,45 arasında oynar. 7,00'nin altında ve 7,80'in üzerinde yaşam olanaksızdır.

Protein sentezi yapılmadığında, aminoasitler kullanılamaz ve kandaki, sidikteki miktarları artar. (kan protein düzeyi normalde %7 - 8 mg. dır.)

Böbrek, kan basıncını düzenleyen başlıca sistemlerden biridir. Süzme işlemini, yumacık yerine getirir. Kan ortalama dakikada 4 lt. (günde 3760 lt.) kanı organizmaya dağıtır. Böbreğe, günde 1700 lt. den çok kan gelir (dakikada 1,2 lt.). Bunun %10'unundan çoğu yumacık tarafından süzülür. Yumacıkların en fazla temizleme yeteneği, günlük 180 lt. dir. Sonuçta 1 - 1,5 lt. sidik ortaya çıkar.

İşeme isteği, sidik torbasındaki sidiğin basıncıyla uyanır. Bu istek, genellikle 300 mlt. den sonra kendini gösterir. Erkek, bulbokavernöz kasının kasılmasıyla sidik çıkarmayı istemli olarak durdurabilir. Kadında bu kas bulunmadığından sidik çıkarma aniden kesilir.








Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !